Anasayfa» Gündemdekiler » Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan. Hakkı DUMAN. Gündemdekiler Kategori Dışı. 0. 460. Bütün müslüman aleminin beklediği ramazan ayı gelmiş bulunmakta arkadaşlar ne mübarek günlerdirki bu günler insanın içi huzur doluyor bu ramazan benim blog yazarlığıma başladığım günden itibaren ilk ramazanım Hoşgeldin ya şehri Ramazan Vardar dondurmanın ramazan klasiği olan enfes lezzeti hurma zemzem tezgahta yerini aldı Hoş_geldin_Ya_Şehri_Ramazan. Due to a planned power outage on Friday, 1/14, between 8am-1pm PST, some services may be impacted. HOŞGELDİN YA ŞEHRİ; RAMAZAN. İslamın 5.şartından biriside oruç tutmaktır. Müslümanlığı kabul eden ve şartları yerinde olan herkesin yerine getirmek durumunda olduğu bir şart olan oruç tutmak ramazan ayında yapılan bir şarttır.İsteyen Müslümanlar sevap açıksından değişik zamanlarda Allah rızası için oruç tutarlar. Bizleri müminler olarak bir kez daha Ramazân-ı Şerîf’in rahmet ve mağfiret iklimine kavuşturan Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun Salatü selam, Tahiyyat-ü ikram ve her türlü ihtiram iki cihan serveri Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimize, O’nun âline, ahbabına, ailesine, ashabına ve etbaına olsun. * Yarın Ramazân uz5Oqi. Seeelaamuunnn aleyküüümm! “Good Morning Vietnam” filmini izleyen var mı aranızda? Başta verdiğim selamı doğru okuyabilmek için Robin Williams’ın “gooooood morninng Vietnamm!” dediği gibi okumalısınız. Bundan sonra olarak, nasılsın Keçeli? Hâlin keyfin nasıl? Okullar bitti, tatil geldi. Ramazan da teşrif etti, biliyorsun 11 ayın sultanı kendisi. Çok mübarek bir aydayız, kıymetini bilmek lâzım. Tatilin rehaveti bizi sarmadan hemen bir besmele çekelim ve kaldığımız yerden devam edelim olur mu? … +Niye sustun Keçeli? -Hocam yaa, bu hafta ders işlemesek olur muu? +Hmmm. Tabii ki hayır. Ama daha farklı bir metod takip edebiliriz. Hadi bu hafta Yusuf Efendi ile tanıştırayım sizi. Şimdi sessiz olun ve dinleyin. Ben etimolojiye ilgi duyan biriyim. Etimoloji, kelimelerin kökenlerini inceleyen bir bilim dalı. Sonra ben, Arapça’yı da severim. Bu ikisi birleşip de, aslında çok sık rastladığım kelimelerin kökenini öğrendiğimde sürekli aydınlanıyorum, ufkum genişliyor. Mesela Yusuf Efendi. Bir Arap ülkesine gidip, bir kilo Yusuf Efendi alabilirsiniz. Peki nasıl olur bu? Belki bilirsiniz, mandalinanın kökeni kuzeydoğu Hindistan’dır. Kokusuyla insanları kendine hayran eden bu meyve yıllar içerisinde Hindistan’dan Çin’e, oradan İngiltere’ye, oradan İtalya’ya, derken diğer Akdeniz ülkelerine seyahat etmiş. İşte rivayet odur ki, mandalinayı Arap ülkelerine götüren kişinin adı Yusuf Efendi’ymiş. Ve böylece mandalinanın adı Yusuf Efendi olarak kalmış. Madem bu kadar bahsettik Yusuf Efendi’den. Onunla ilgili Osmanlıca birkaç cümle karalayalım da, Eskimez Yazı maksadına ulaşsın. Ne yazalım, ne edelim diye düşünürken edebiyatımızda mandalina üzerine kısa çaplı bir araştırma yaptım ve Fazıl Hüsnü Dağlarca abimizin bir kitabına rastladım; Balina ile Mandalina. Bir çocuk kitabı. Haydi, o kitaptan bir kısmı, Osmanlıca alfabesiyle yazalım. کيم ياکزسه او داها چوق طویار ایصسز یرلری ایستر بالینه اولسون ایستر ماندالینا کیم یالکزسه او داها چوق أن اسکی بر تورکو کیم یالکزسه چوجقلر او داها چوق بکزر باشقهسنه Türkçesi Kim yalnızsa, o daha çok duyar ıssız yerleri, İster balina olsun, ister mandalina, kim yalnızsa o daha çok en eski bir türkü Kim yalnızsa çocuklar o daha çok benzer başkasına. Eveet, bir dersin daha sonuna geldik. Umarım eğlenceli geçmiştir sizin için de. Bir de ödevim var sizin için. Hani Ramazan geldi ya. Ramazan gelince ne yapılır? Camilerin minareleri arasına mahya gerilir. Pek meşhur mahyalardan biri şu şekildedir Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan. Küçükken çok mantıksız gelirdi bu cümle. “Nasıl yani, Ramazan Şehri diye bir yer mi var, ne demek bu?” diye… Artık büyüdüm ve bu cümledeki “şehr” kelimesinin mânâsını öğrendim. Sen de biraz araştırma yapıp bu kelimenin manasını ve Osmanlıca nasıl yazıldığını öğrenebilir misin? Haydi iyi tatiller, sağlıcakla kal, bu sayfayla ilgili geri dönüş yap bizee! Emine Sultan Çakır Ramazan gösterisi denilince ilk akla gelenler arasında Meddahlık yer almaktadır. Meddahlık organizasyona büyük renk katan bir gösteridir. Peki Meddah nedir? Günümüzde stand up olarak adlandırılan güldürü sahne sanatı Osmanlı döneminde asıl adı Meddah olarak adlandırılmaktadır. Hikâye anlatma şeklinde icra edilen meddahlık bir taklit sanatıdır. Perdesi, sahnesi, dekoru, kostümü tek bir sanatkârın eseri olan bir temaşa, yani gösteri türüdür. Meddah bir sandalyeye oturarak dinleyicilerine hikâyeler anlatır. Meddahın anlatısını, günlük yaşamdaki olaylar, masallar, destanlar, öyküler ve efsaneler aksesuarları bir mendil ile bir sopa-bastondan ibarettir. Genellikle güldürücü, ahlakî ve edebî sonuç çıkarılacak hikâyelerine klişeleşmiş “rvıyn-ı ahbar ve nkıln-ı sar ve muhaddisn-ı rüzigar şöyle rivayet ederler ki” şeklindeki sözbaşı ile başlar, daha sonra kahramanları sayıp hikâyesini anlatır. Meddah hikâyenin kahramanlarını kendi yöresinin dili ve şiveleriyle konuşturan insandır. Meddah çok oyunculu bir tiyatro eserinin tek sanatçısı, oyuncusu konumundadır. Okumanın gelişmediği, dinlemenin rağbet gördüğü zamanlarda Osmanlı Sarayı’nda, şehirlerde, kasabalarda, Ramazan gecelerinde, sünnet düğünlerinde, kahvehanelerde bu sanatı sürdürürdü. Bu sanatın günümüzdeki uzantısı stand-up shovmenleridir. 11 ayın sultanı, bereket ayı Ramazan’a kavuşmanın huzuru ve mutluluğu içindeyiz. Sevgi ve barış ayı Ramazan Ayı’nın, tüm bereketi şehrimize, ülkemize, Esnaf Sanatkarlarımıza, ulaşım sektörü çalışanlarına ve tüm İslam Alemi’ne hayırlar vebol kazançlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Ramazan’ı sağlık, birlik, beraberlik ve huzur içerisinde yaşamamız dileğiyle, Hayırlı Ramazanlar diliyorum. Faik YILMAZ Birlik BAŞKANI Ali Erbaş Gazete Yazarı Abone Ol 18 Haz 2015, Perşembe Kameri takvim uygulaması ile her yıl on gün erken gelen Ramazan ayı münasebetiyle “Hoşgeldin Yâ Şehr-i Ramazan” vb. sözlerle ışıl ışıl parıldayan mahyalar minarelerdeki yerlerini bu yıl da aldı. Osmanlı döneminde muhtemelen 16. yüzyılın ikinci yarısında Sultan I. Ahmet döneminde kullanılmaya başlayan bu mahyalar Ramazan ayının aydınlığını ruhlarımıza aksettirmekte ve onbir aydır beklediğimiz misafirimizin artık teşrif ettiğini haber vermektedirler. Etimolojik olarak Ramazan kelimesinin tahlilini yapacak olursak birkaç yoruma yer vermemiz gerekecektir “Sonbahar yaklaşırken yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur” manasına “ramdâ” kelimesinden geldiği, dolayısıyla bu yağmurun yeryüzünü temizlediği gibi Ramazan ayının da mü'minleri günahlardan temizlediği belirtilmektedir. Ayrıca “güneşin şiddetli hararetinden taşların yanıp kızması” anlamına gelen “ramad” kelimesinden geldiği, dolayısıyla kızgın yerde yürüyen kimsenin ayaklarının yanıp maşakkat çektiği gibi oruçlunun da açlık ve susuzluğa katlanarak zorluk çektiği, ateşin, sıcağın kendisine temas ettiği şeyleri yaktığı gibi oruçla geçirilmiş Ramazan'ın da günahları yakıp yok ettiği, bu yüzden bu aya “Ramazan” isminin verildiği ifade dışında başka açıklamalar da vardır. Ancak kelimenin kökü nereye dayanırsa dayansın Ramazan ayına kudsiyyetini veren esas faktör onda Kur'an'ın inmiş ve bu ayın başından sonuna kadar oruçla geçirilmesinin Müslümanlar için farz olmuş olmasıdır. “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğruyu ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden Ramazan ayına ulaşanlar oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk istemez. Bütün bunlar sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir Bakara 185” ayeti bunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca Peygamberimiz'in şu hadisleri de bu hususu oldukça güçlü bir üslup ile te'yid etmektedir “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur” Müslim, Sıyam 2, 1079. “Her kim imanı sebebiyle ve sevap umarak Ramazan'da oruç tutarsa; geçmiş günahları bağışlanır” Buhâri, İman, 28. “Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün; anne ve babasına veya bunlardan birisine yetişip de onlar sayesinde cennete giremeyen kimsenin de burnu sürtülsün; ben yanında zikredildiğimde bana salât okumayan kimsenin de burnu sürtülsün” Tirmizi, Davet 110. “Kadir Gecesi'ni kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse, geçmiş günahları affedilir” Tirmizi, Savm 83 hadis-i şerifleri bu ayın üstün faziletini ortaya ve hadislerin dışında bu ayın faziletini ve halk arasında “onbir ayın sultanı” olarak anılmasını te'yid eden başka faktörler de vardır. Zira o Kur'an'da ismi açıkça geçen tek aydır. Kur'an-ı Kerim bu ay içerisinde indirilmiştir ve “bin aydan daha hayırlı” olduğu belirtilen Kadir Gecesi bu ay içerisinde yer almaktadır. İslam'ın beş temel farzından biri olan oruç ibadeti bu aya aittir. İftar ve sahurun heyecanını yaşamak, teravih namazı kılmak, fıtır sadakası vermek bu aya mahsus bir ibadettir. Ramazan'ın son on gününde itikâfa girmek Peygamberimiz'in vefatına kadar uyguladığı sünnetlerindendir. Ramazan ayında mukabele okumak medeniyetimizin en önemli değerlerinden kabul edilmektedir. Rasûlullah, Ramazan ayı çıkıncaya kadar Kur'an'ı Cebrail Aleyhisselam'a okuyarak arzeder ve adeta sağlamasını yapardı. Kur'an ayında gerek mukabelelere iştirak ederek, gerekse ferdi olarak Kur'an'ı tilavet ederek anlamaya çalışmak mü'minlerin en fazla meşgul olması gereken nafile ibadetlerden birisidir. İleriki yazılarımızda bu hususları daha detaylı olarak ele alıp anlatmaya çalışacağız inşallah. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Şehr-i Ramazan, aslında "Ramazan ayı" anlamına gelir. Şehr, Arapça'da "ay" anlamında kullanılır. Bunun çoğulu ise, "şuhûr" aylar kelimesi olarak bilinir. Dinimizin beş şartından birisi olan oruç tutmak, 12 aydan meydana gelen hicri takvimin dokuzuncu ayında yani Ramazan ayında eda edilir. "Hoşgeldin ya Şehri Ramazan" ifadesi ise, "Hoşgeldin Ramazan Ayı" manasına Ya Şehri Ramazan Ne Demek?Ramazan ayında binlerce Müslüman oruç tutarak ibadetlerini yerini getiriyor. Her sene olduğu gibi ramazanın gelmesi ile birlikte camilere mahyalar asılıyor. Osmanlı'dan günümüze kadar gelen mahya geleneğinde, Ramazan'ın ilk haftasında camilere asılmış olan Şehri Ramazan ne demek olduğu pek çok kişi tarafından merak Ramazan, aslında "Ramazan ayı" anlamına gelir. Şehr, Arapça'da "ay" anlamında kullanılır. Bunun çoğulu ise, "şuhûr" aylar kelimesi olarak bilinir. Dinimizin beş şartından birisi olan oruç tutmak, 12 aydan meydana gelen hicri takvimin dokuzuncu ayında yani Ramazan ayında eda edilir. "Hoşgeldin ya Şehri Ramazan" ifadesi ise, "Hoşgeldin Ramazan Ayı" manasına Ramazan Ne Anlama Gelir?Ramazan ayı geldiği zaman TV programlarında, cami mahyalarında ve çeşitli yerlerde şehr-i Ramazan ifadesini sıkça görüyoruz. Şehr-i Ramazan ise en basit tanımı ile, Ramazan ayı anlamına gelir. Şehr, Arapçada "ay" demektir. Bunun çoğulu ise, şuhûr aylar kelimesidir."Şehr-i ramazan" söylemi bazı zamanlarda anlam karışıklığına da yol açabiliyor. Bu kavramın açıklaması yapılırken düşülen yanlışın asıl nedeni ise, 'şehr' sözcüğün iki ayrı dilde Arapça ve Farsça yazılışlarının aynı ama anlamlarının farklı olmasından yaygın bir şekilde kullanılan ve dilimize yerleşmiş olarak kullanılan 'şehr' yani 'şehir' sözcüğü Farsça bir kelimedir. Kullanımı oldukça yaygın olduğu için bu sözcük duyulduğu zaman doğal olarak ilk akla gelen ise, "şehir, kent, il" anlamı olarak bilinir. Bu nedenle de "şehr-i ramazan" tamlaması bu anlam doğrultusunda "ramazan şehri" şeklinde açıklanıyor. Hatta bazı kişilere göre "Şehrimize hoş geldin ya ramazan!" şeklinde de yorumlanıyor.

hoşgeldin ya şehri ramazan osmanlıca